• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tankutoztuna
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905447718131
  • https://www.twitter.com/@sevendoor
  • https://www.instagram.com/tankutoztuna
Ne Düşünüyorum?

 

Hiç Bir şey göründüğü gibi değildir.

Gördüklerin de göründüğü gibi değildir.

Ancak görmek istediğin şekildedir.

Hava Durumu

booked.net

Küçük Hikayeler
Takvim
Videolar
Yanlış Bildiklerimiz
Reklam

Kızıma Mektup HA

Kızım,

Yağmur yağdığı zaman hiç dikkatle olanlara baktın mı?  Sular nereye bulursa oraya akar. Suyun yaptığını insanlar da yapar. Çünkü insanların vücutlarının yüzde yetmişi sudan oluşur. Geri kalan yüzde onu toprak, yüzde onu hava ve yüzde onu ateşten oluşur. İnsan evrende var olduğunu bildiğimiz dört elementten var olmuştur. Var oluş kuramı bu kadarıyla kalmaz. Sana anlattığım fiziksel yani bu dünyaya ait tarafımız. Bir de bunun dışında ruhumuz vardır. Onu nesneleri gördüğümüz gibi göremeyiz. Var olduğunu biliriz ancak bunu ispat edemeyiz. Ancak varlığını da reddedemeyiz. İşte bu dünyaya ait bedenimiz ve bu dünya dışında başka bir dünyaya ait bir ruhumuz vardır. Bu başka dünyaya ait olan şey, bu dünyaya ait olan şeyden daha güçlüdür. Çünkü o şu anda yaşayan bedenin yaşam kaynağıdır ve ölümsüzdür. Bedenimiz ölecektir ancak ruhumuz ölümsüzdür. Fiziksel bedenimize çok iyi bakarız. Onu doyurur, saçlarını tarar, yıkar ve kokular süreriz. Ancak ruhumuzu hep ihmal ederiz. Onu beslemeyi unutur, onunla ilgilenmeyiz. Çevrende iyi bir gözlem yaparsan bedenler olgunlaşmış ancak ruhları körpe ve çocuk kalmış birçok insan olduğunu görebilirsin. Bu başta onların suçu değildir. Onlar yetiştirildikleri aileden beri ruhsal olarak beslenmemişlerdir. Ne yazık ki bugün de ruhlarını nasıl besleyeceklerini bilemezler. Bahsettiğim insanlar içlerinde yaşadıkları manevi boşlukları bir şeylerle doldurmaya çalışırlar. Bana rastlarlarsa onlara ruhlarını beslemeleri için doğru kaynağı, kendi içlerini gösteririm. Beni tanımayanlar ise bu beslenmeyi hep dışarıda ararlar. Değer gördüklerinde sanki uyuşturucu almışçasına değer veren yere bağlanırlar. Bu bir dernek olabilir, bir tarikat olabilir veya bir insan olabilir. Ruhları büyümemiş insanlar çok meşhur bir şarkıcı, siyaset adamı, büyük bir akademisyen, meşhur bir ressam olabilir. Oldukları şey ruhsal olarak büyüdüklerini ispat etmez. Onları nasıl tanıyacağını kendin bulacaksın. Bunu bulmadan önce kendi ruhsal yaşını görmen lazım. Sen ruhsal olarak iyi beslenip büyüdükçe zaten onları şıp diye tanıyacaksın. İşte yağmurun yağışını dikkatle izlemeni bu yüzden istedim. Su nereyi bulup oraya akıyorsa, sen su olarak kalmışsın demektir. Oysa sen insan olabilirsen suyun nereye akması gerektiğine, yani sendeki suya hükmedersin. Su sana hükmetmez. Sen sahip olduğun şeye/şeylere hükmetmelisin o zaman insan olabilirsin.

 

Bu dünyada yukarıda bahsettiğim durumlara dayanarak yaşayan üç tip insan vardır. İlk tip insan bu dünyanın gerçek olduğunu düşünür ve buna inanır. Parasını, malını daha çok arttırıp bu dünyada daha güçlü olmaya çalışır. Çocuklarının geleceğini garanti altına alması bu arttırmalara-kazanmalara bağlıdır. Onun için bu dünya daimî ve kalıcıdır. İkinci tip insan ahirete yatırım yapmayı ister. Sürekli ibadet eder ve inancını yaymaya çalışır. Bu dünyanın önemi yoktur. Bu dünya yalandır. Birincisi bu dünya hayatını gerçek sanırken diğeri ahiret hayatını gerçek sanır. İkisinin de atladığı bir konu vardır. Bu dünya ve ahiret birlikte çalışırlar. Üçüncü tip insan bunun farkındadır.  Bu dünyada ne yaparsa ahirette onu bulacağını bilir. Ahir gelecekte olacak demektir. Ahiret gelecekte olanların edilmesi anlamına gelir. Kısaca kişi geleceğini kendi yazar. Bu dünyada yaptığın her şey geleceğini oluşturur. Bu ister fiziksel dünya için geçerli olsun, ister ölümden sonraki hayat için geçerli olsun. Hepsi aynı sonuca çıkar. Ayrıca üçüncü tip insan cennetin de cehennemin de bu dünyada oluşmaya başladığını anlar. Bu dünyada cenneti de cehennemi de görür ve nereye gideceğine yani “ahire” karar verip “ahiri eder” (ahir et). Ahiret bu dünyada oluşur. Sonrası öncesinin bir eseridir. Öncesi sonrasının sebebidir. Evren insanoğlunun emrine onun yaşayabilmesi için yaratılmıştır. Bahsettiğimiz insanı oluşturan dört ana element de bu hizmet için yaratılmış ve insanoğlunun hizmetine verilmiştir. İnsan olmak bu elementlerin üzerinde olmak demektir. Onları yönetmektir, onlar tarafından yönetilmek değil.

 

Hayat bazen çok karmaşık veya çok basit gelebilir. Esasen hepsi basittir. Ancak biz karmaşık olmasını istersek karmaşıklaşır. Karmaşık olmasını isteriz. Karmaşık olan daha değerli kılar bizi. Öyle zannederiz. Ne kadar karmaşık ve çözülmesi zor-o kadar önemli gibi bir denklem vardır kafamızda. Bu yüzden zor insan olmaya çalışırız. Ne kadar zor o kadar önemli. Yani önemli olmaya çalışırız. Bir insan neden önemli olmaya çalışır. Önemsiz olduğunu düşünüyorsa. Önemsiz olduğunu düşünen insanlar işleri zorlaştırmaya başlarlar. Bunun yanında bir de korkuları vardır. İnsan önem sırasına ilk korkularını koyar. Korktuğu şeylerle karşılaşmamak için bir kişilik oluşturur. Kişilik insanın kendine özgü davranış biçimidir. Değişkenlik gösterebilir. Karakter böyle değildir. Karakter içerisinde aileden gelen DNA özelikleri ve aile eğitimi vardır. Gözün rengi, saçın kıvırcıklığı, ses tonu gibi bizim elimizde olmayan özelliklerimiz, yani kaderimizdir. Korku insanda kişilik değişiklikleri meydana getirip, ona göre davranışlar sergilememizi sağlar. Korkan insanda göz bebekleri büyür, nabız atışı artar, sıcaklık yükselir ve kaslardaki gerginlik artar. Bunlar, korku geçer geçmez sona eren belirtilerdir. Oysa korku sürekli olursa ve vücut bu belirtileri sürekli gösterirse bu strese dönüşmüş demektir. Daha da uzarsa depresyon başlamış demektir. İşin en ilginç tarafı da insanın korkmasına gerek olmadığı halde korkuyu kendi kendine yaratmasıdır. Zihinde yaratılan sanal korkularla yaşamayı seçmiş olmaları mutsuzluklarının temel sebebidir. Onlar bunun farkında değillerdir. Kendilerine korkularını kendileri yarattıkları söylendiğinde (Ankisiyete) buna inanamazlar. Korkularına ait kaynakları anlatmaya çalışırlar. Kaynaklar da sanaldır, elle tutulur bir şey yoktur. İnsanları tanımak istiyorsan önce korkularına bak. Korkuları göremiyorsan benim ‘’ters ayna’’ tekniğini kullan. Sana bu tekniği nasıl kullanacağını ayrıntılarıyla anlatacağım.

 

Her zaman söylediğim gibi hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Gördüklerin senin görmek istediklerinle sınırlıdır. Bakışlarını görünenin ötesine taşıdığında bunu daha iyi anlayacaksın. Kur’an-ı Kerim de Cennette TUĞBA ağacı olduğu yazar.  Bu ağacın en büyük özelliği kökleri yukarıda ve tepesinin yerde olmasıdır. Bu bize, bakış açımızın nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir ipucu verir. Güçlü görünen insanların zayıflıkları vardır. Örneğin çok bağırarak konuşan bir insan kendisinin duyulmadığını zanneder. Çok gülen bir insanın içinde büyük acılar vardır. Çok susan bir insan, içinden çok konuştuğu için susmaktadır. Bunun gibi binlerce örnek verebilirim. Senin nereye bakman gerektiğini anlatırken, görünenin tersinde olan gerçeği görmenden bahsediyordum. Ağlayan bir insan gördüğünde, aslında onun mutlu olduğunu ve mutlu olduğu şeyin elinden alındığını görmenden bahsediyorum. ‘’Ters Ayna Tekniği’’ esasen bu kadar basit. Önemli olan nasıl baktığındır, ne gördüğün değil. Aynada görünen şey terstir. Sağın solunda, solun sağındadır. Sen sağ kolunu kaldırdığında aynadaki görüntün sol kolunu kaldırır. Ancak aynada gördüğün gerçek değildir. Aynanın karşısında duran gerçektir. İnsanların sana görüntüleri aynadaki görüntüler gibidir. Sen onların gerçek görüntülerini yakalarsan, onları yakalarsın. Bağıran bir adamın tam tersine kendini zayıf hissettiğini bilirsin.

Sana evrensel yasalardan birini anlatırsam bunu daha iyi anlarsın. ZITLIK YASASI. Evrende yaratılmış her şeyin mutlaka iki yüzü-iki şekli vardır. Buna en kolay örnekler; yaz-kış, sıcak-soğuk, alçak-yüksek olarak verilebilir. Hayatın var olmasında zıtlık yasasının çok önemi vardır. Zıtlıklar olmasaydı hareket, enerji, mevsimler oluşmazdı. Bir paranın iki yüzü vardır ve her yüzü de paranın bir parçasıdır. Düşünsene paranın sadece bir yüzü olabilir mi­­? İşte insanların da para gibi iki yüzleri vardır. Ancak sana bir yüzünü gösterir. Diğerini saklar. Sen diğer yüzünü de görebilirsen işte o zaman onu gerçekten bütün olarak görebilirsin. İşe kendinden başla. İki yüzünü de gör ve kendini olduğun gibi kabul et. Sonra çevrendeki insanları incele. Göreceklerin seni inan çok şaşırtacaktır.

Sana insanları tanıman için bir ip ucu daha vereyim. Kural çok basittir. ‘’Bir şeyde aşırılık varsa orada sorun vardır.’’ Gerçekten aşırı mutlu bir insan görürsen altında mutsuzluğunu gizleyen birisini bulursun. Aşırı sevgi dolu bir insanın sevgisizlikten korktuğunu anlarsın. Çok mutlu bir aile görürsün, onlara özenirsin. Aslında onların aşırılıklarından sorunları olan bir aile olduğunu anlayabilirsin. Mutlu gözükerek sorunlarını gizlemeye çalıştıklarını görebilirsin. Vitrinde görünen ürün mağazaya girdiğinde farklı olacaktır. İnsanlar bir şeyleri saklamak için zıt olan şeyleri abartarak açık verirler. İşte bu yüzden hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Senin görmek istediğin veya sana gösterilmek istenildiği gibidir. Gerçekler asla gizlenemez. Yeter ki sen ona nasıl bakacağını bil.

 

Değer verdiğin şeyler aslında sen değer verdiğin için değerlidir. Sen bir güneşsindir ve karşındaki şeyi aydınlatırsın. Aydınlattığın şey parlar. Sen onu aydınlattığını unutursan onun parlayışı seni aldatır. O seni aydınlatıyor zannedersin. Oysa sen değer verdiğin için değer görürsün. Esas değerli olan sensindir. Senin dışında değerli olanları sen değerli kılmışsındır. Ben senin değerli olduğunu düşündüğümde sen de benim değerli olduğumu düşünürsen bu sonsuzluğa bakan iki ayna gibidir. İki aynayı karşılıklı koy ve bak ne gördüğüne. Sonsuzluk senin ruhunu temsil eder. Verdiğin değerin içinde sevgi varsa o zaman bağ kurulur. Sevgi tüm evreni bir arada tutan bağdır. Moleküller sevgiyle oluşur. Güneş sistemi sevgiyle var olur. Dünya güneşi sevdiği için çevresinde döner. Ay da dünyayı sevdiği için çevresinde döner. Sevgili daima sevdiğinin çevresinde döner. Bu size okullarda öğretilmemiş bir evrensel yasadır. Baksana Kâbe çevresinde dönen insanlara. Atmosfere bak döngüler neden oluşur. Sen değer verdiğin şeyin çevresinde dönerken, aslında ne kadar değerli olduğunu senin çevrende dönenlerden anlayabilirsin. Ancak senin aydınlattığın insanların kendiliklerinden parıldadıklarını zannedersen hataya düşersin. En büyük hata da senin parıldamanı sağlayan gerçeği görmeyip kendini bir şey zannetmendir. Senin parlamasını sağladığın şey gibi senin de parlamanı sağlayan başka bir şey vardır. Senin parlamanı sağlayan şey seni sevmektedir. Sevmesi, seninle bir bağı olduğunu gösterir. O asla senin parlamanın kendinden oluşmadığını bilir. O sana değer verdiği için sen değerlisindir. Çünkü “Değer” denilen şeyi de O yaratmıştır. Sen gerekli ve önemliysen, sana verilen değerden kaynaklanmıştır. Aynen senin başkalarını değerli kıldığın gibi, sen de değerli kılınmışsındır. İşin özeti senin var olman en kıymetli değerindir. Bu yüzden başkaları tarafından değerli olduğunu düşündüğün zaman bunun doğru olmadığını bilmelisin. Sen zaten var olduğun için değerlisin. Birileri sana değer verdiği için değil.

Soruların cevapları soruların içinde saklıdır. Cevabı görmek nasıl baktığınla alakalıdır. Sorunlarının çözümleri de sorunun içindedir. Yaşadığın soruna bak. Nasıl göründüğüne değil, sana ne hissettirdiğine bak. Sana nasıl hissettirdiği konusunda çoğu zaman yanılgı içerisinde olursun. Hissettiğin ancak düşündüğün kadardır. Düşünebildiğin kadardır. Oysa hayat senin düşünebildiğinden daha büyüktür. Hayatın planı senin planına uymadığı zaman işlerin ters gittiğini düşünmüş olabilirsin. Bu düşünceyle de yanlış bir his içinde olabilirsin. Oysa hayat planı senin için gerçekten güzel şeyler planlamış olabilir. Sana zıtlık yasasından bahsetmiştim. Aklında sorular olabilir. İşte o sorunu zıttı cevaptır. Soru cevabıyla birliktedir. Sen önce soruyu-sorunu görürsün. Oysa soru-sorun ve cevap-çare bir aradadır. Biz önce nereye bakarsak ilk orayı görürüz. İstersen ilk olarak cevabı-çareyi görebilirsin. Gürültü ve sessizlik bir aradadır. Sen nereyi istersen orayı duyarsın. Nasıl istersen öyle duyarsın. Öğrenci velileri okula geldiklerinde, teneffüs zili çaldığında öğrencilerin yaptığı gürültüyü duyduklarında bana: “Hocam bu gürültüye nasıl dayanıyorsunuz?” diye sorduklarında ben onlara; “Bu bir gürültü değil, cıvıltı.” Cevabını veririm. Nasıl algıladığın sana bağlıdır. Kendi algılamanı seçme hakkın vardır. Bu senin yetkindedir. Başkası bunu yönetemez. Soruların-sorunların mı yoksa cevapların-çarelerin mi sana gözükmesini de sen seçeceksin. Değer verme yetkisi yalnızca sendedir. Sen parlatırsın, ışılattırsın.

Bu mektup zaman değiştikçe değişme özelliğine sahiptir. Sen geliştikçe mektup sana daha farklı şeyler söyleme özelliğiyle yazıldı. Anlamlar sen geliştikçe değişiklik gösterecektir. Şimdi anlamadığın bir şey zaman geçince sana anlamlı gelecektir. Kızıma mektupların en önemli özelliği bu dur. Mektupları özel kılan da bu dur. Normal bir yazı gibi okuduğun bu cümlelerin içinde yoğun enerjiler vardır. Senin ihtiyacın olduğunda sana gözükecek satırlar vardır. Anlam anladığınla alakalıdır. Öğrendikçe anladıkların değişecek ve bu mektuptaki anlam, senin öğrendiklerine göre değişim gösterecektir. Her okuduğunda anlamı değişiyorsa, bu mektup senin için faklı hale geliyorsa sevinebilirsin. Demek ki gelişiyorsun. Sana son bir tavsiyem var. Asla değişme. Sen olmaktan vazgeçme. Bu dünyada senden bir başka örnek bile yok. O zaman değişme, ancak geliş. Bu dediğimi yapabilirsen, sen bu evrende tek, eşsiz ve benzersiz olan kişiliğe bürünürsün. Değişmek değil gelişmek amacın olsun. Çevren, insanlar senin değişmeni isterse asla onlara uyma. Benzersiz ve eşsiz olan seni asla yitirme. O zaman masumiyetini de yitirmiş olursun. Bu dünyada varsan SEN olarak bu dünyanın sana ihtiyacı var. Tanrı isteseydi tek tip insan yaratırdı. Demek ki hayatın büyük planında SEN olarak var olman gerekiyor.

Zaten ben de seni SEN olduğun için sevmedim mi?   

 

Tankut ÖZTUNA 17 Ocak 2020

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret43735
Haberler

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar32.122732.2514
Euro34.784634.9240
İşinizi Kolaylaştırın