• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tankutoztuna
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905447718131
  • https://www.twitter.com/@sevendoor
  • https://www.instagram.com/tankutoztuna
Ne Düşünüyorum?

 

Hiç Bir şey göründüğü gibi değildir.

Gördüklerin de göründüğü gibi değildir.

Ancak görmek istediğin şekildedir.

Hava Durumu

booked.net

Küçük Hikayeler
Takvim
Videolar
Yanlış Bildiklerimiz
Reklam

Kırtasiye

Zor zamanlar geçiriyorduk. Babam işten atıldı ve annem oteldeki işine kısmen devam edebiliyordu. Ev kirasını ödeyecek durumda bile değildik. Ben yaz tatilinde kendime lastikçide bir iş bulmuştum. En azından kız kardeşimin okul masraflarını biriktirmeye çalışıyordum. Babam zaten evin en uzak köşesinde utancından bize gözükmemeye çalışıyordu. İçimden ona bu günlerin de geçeceğini söylemek geliyordu ama haddime değildi. Annem otel dışında bulduğu zamanlarda ev temizliğine gidiyordu. El derileri deterjanların etkisinden incecik olmuştu. Ona eldiven takmasını söylesem de burası sıcak bir memleketti ve elleri terleyip daha kötü olacaktı. Kız kardeşim ilkokul üçüncü sınıftaydı. Henüz hiçbir şeyin farkında değildi. En sevdiği oyuncak bebeği ile oynarken amcamın aklına soktuğu bisikleti hayal ediyordu. Be amca alamayacaksan neden küçücük kızın aklına soktun diye kızmak istedim ama haddime değildi. Yaz tatili işte okul yok masraflar az. Karnımız doysa yeter demek isterdim. Gelen elektrik parası kira gibiydi. Bir buzdolabı bir televizyon ve yanan bir ampul vardı evde elektrik harcayan. 1250 lira fatura geldi eve. Ben lastikçide zaten haftalık 200 lira alıyorum. Aldığım aylık olsa yetmez faturaya. Bir de para biriktirmeyi düşünüyorum.  Evin kirası 1500 lira. Neden bizi bu kadar çaresizliğe sürüklüyor ki hayat? Patronumdan zam istedim. 200 lira 250 lira olsun dedim. Enseme sağlam bir tokat yedim. İş bulmuşsun bir de zam mı istiyorsun dedi patron. Sindim, sustum işime döndüm.

Eylül ayı okul ayıdır. Ne çabuk geldi. Ben henüz gereken parayı biriktiremedim bile. Sabah kalkıp son iş günüme hazırlanırken evde bir kargaşa oldu. Babam bağırıyor, annem onu sakinleştirmeye çalışıyor, kardeşim ağlıyor. Yüzümü bile yıkamadan mutfağa koştum. Neler olduğunu merak ediyordum. Öğrendim ki ev sahibi 1500 lira olan kirayı 3500 lira yapmış. Nereden bulacaktık ki biz bu kadar parayı. Kardeşim ağlarken şöyle dedi; “Biz artık sokakta mı yaşayacağız?”. Karnımızı bile doyuramazken kira da nereden çıktı? Kardeşim bırakın okumayı nerede yaşayacağını sorguluyordu.

Sonuç1;

İşten döndüğümde evin önünde bir kalabalık vardı. Adımlarımı hızlandırdım ve bir ambülans ve iki tane polis arabası gördüm. İçime bir korku yerleşti. Hani derler ya göğsüme öküz oturdu. Eve yaklaştıkça işler daha da karmaşık hale geliyordu. Annem ağlamakta olan kız kardeşimi kucağına almış göz yaşlarını silerken kendisi de iki göz iki çeşme ağlıyordu. Babam? O ortada yoktu. Mahallede beraber büyüdüğüm Berat koçarak yanıma geldi ve koluma girdi. Başın sağ olsun dedi. “Ne oldu ki” dedim. Sessizce gözlerini yere dikti. “Baban kendini asmış” dedi.  Değer miydi be baba diye haykırdım göz yaşlarım boşanırken. O günden sonra hiç kendime gelemedim. Psikiyatri koğuşlarında geçti ömrüm. Ağır ilaçların kokularıyla yaşadım.

Sonuç2;

İşten çıkmıştım ve planım hazırdı. Hayatımızı mahvetmeye çalışan adamın hayatını da ben mahvedecektim. Sabah işe giderken aldığım bir bidon benzinle ev sahibinin evine yöneldim. Önceden keşif yapmıştım. Bahçe içinde altı samanlık iki katlı bir müstakil evde oturuyordu. Samanlığa gizlice süzüldüm ve elimdeki tüm benzini samanlara döktüm. Ardından kibriti çaktığım gibi alev almış samanların içinden kendimi dışarıya attım. Al sana 3500 lira kira ev sahibi. Biz sokakta yaşayacaksak sen de evsiz kalacaksın. Koşar adımlarla eve gittim. Annem işten henüz gelmemişti. Kardeşimle babam evde yemek hazırlıyorlardı. Az sonra kapı çaldı. Annem geldi diye koşarak kapıyı açtım. Kapıyı açar açmaz jandarma koluma kelepçeleri takıverdi. Gençliğimin en güzel yıllarını hapiste geçirdim. Çıktığımda ne bir ailem ne de evim vardı. Tekrar caza evine girmekten başka da çarem yoktu.

Sonuç3;

İşten çıkmıştım. Evin yolunda bir kırtasiye vardı. Kardeşime alacağım okul malzemelerini orada gözlerimle seçmiştim bile. Okulların açılmasına iki gün kala oraya gittim. Elimdeki para yettiği kadar okul malzemesi alacaktım. Kalabalığı görünce şeytan gıdıkladı. “Paranı boşa harcama, alacaklarını çal” dedi. Önce korkudan vazgeçtim sonra da başımıza gelen haksızlıkları düşünerek kırtasiyeciye bir kızgınlıkla işe koyuldum. Aynı gün üç kere o kırtasiyeye gittim ve çaktırmadan kardeşimin tüm ihtiyaçlarını yürüttüm. Ak sakallı kırtasiyeci amca çok dikkatsizdi. Kalabalıkta bir oraya bir buraya koşuştururken işimi kolayca yapıvermiştim.  Ancak silgi çalmayı unutmuşum. Onu da paramla almaya karar verdim. Normal bir müşteri gibi kırtasiyeye girdim. Silgilere bakarken kırtasiyeci yanıma geldi. “Evet genç delikanlı nasıl yardımcı olabilirim.” dedi.  Ben de kardeşime silgi almak istediğimi söyledim. Üst raflardan çok güzel, rengarenk bir silgi çıkarttı. “Bu ona bir dönem gider bunu al.” Dedi. Teşekkür ettim ve kasaya yöneldim. “Borcum ne kadar amca?” diye sordum. Bana sevgi dolu gözlerle bakarak “Borcun yok.” Dedi. Ama nasıl olur diye düşündüm. Düşünmemi bir anda bölerek bana; “Sen lastikçide çalışan çocuk değil misin?” diye sordu. Ben de evet dedim. “Ustan seni çok övdü. Çok namuslu, dürüst ve çalışkan bir çocuktur dedi.” “Ben senin gibi dürüst ve çalışkan bir çocuktan para alamam. Al bu silgi kardeşine hediyem olsun.” Dedi. Dedi ama içimi büyük bir pişmanlık kapladı. İstemsizce göz yaşlarım dökülmeye başlayınca ihtiyar elini omzuma koydu ve “Her insan hata yapar. Önemli olan hatasının farkına varıp ondan bir ders almasıdır.” Dedi. Ona borçlu olduğumu söylediğimde gülümseyerek çaldıklarımın listesini çıkarttı. Sandığım gibi hiç de dikkatsiz değilmiş ihtiyar. Bana iş teklif etti. Ondan çalmama rağmen bana güveniyordu. Çaldıklarımı ödeyebilmek için hafta sonları kırtasiyede çalışmaya başladım. Sonra kırtasiye benim işim oldu. Bir evimiz var. Babam emekli oldu ve baş köşede gururla oturuyor. Kız kardeşim hemşirelik yüksek okulunda okuyor. Tüm ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Annem geçen ay öldü. Ama gözü arkada kalmadı. Bir de kırtasiyeci amca vardı ya… O da öldü ancak gitmeden bana iki tane kardeş daha verdi. Onun oğulları ile kardeşten bile öte olduk. Ancak bana verdiği en kıymetli hazine dürüstlüğümden vazgeçmemek ve bir de meslek oldu. Nurlar içinde yatsın.

 

Tankut ÖZTUNA

14 Ağustos 2022

  


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam38
Toplam Ziyaret42009
Haberler

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar31.983632.1117
Euro34.634834.7735
İşinizi Kolaylaştırın